Pazar , Ekim 17 2021
Breaking News
Home / Makale/ Deneme / İman Tablosunda İnsan

İman Tablosunda İnsan

İnsanin her şeyi bilmesi için kaç kitap okuması gerekir?

Dünyayı çok iyi tanıyorum diyebilmesi için dünyayı kaç defa gezmesi gerekir?

Yaşlandığı zaman aynaya baktığında gördüklerinden memnun olması için hangi cilt bakımını yaptırması gerekir?

Bu sorularda abeslik görmediysek doğruyu yanlış yerde arıyoruz demektir.  Dağların yüklenemediğini yüklenmiş olmakla insan, alemde başlı başına farklı bir strateji sahibidir. Dünyanın var oluşu, evrim meselesi vs. tartışıla dursun, insanın diğer varlıklarla uzaktan yakından alakasının olmadığı tartışmasız. İnsanlar bunu kabul etsin veya etmesin dünyaya gelmemizin önemli bir sebebi var. Dileyen, “Bence öyle değil insan da ölünce toprak olup gidecek.” diyebilir. Böyle demesi gözlerini kapatıp güneşi inkar etmesinden başka bir şey olmaz. Çünkü hakikat inkar etmekle ortadan kalkmaz.  “Peki ne için varız, dünyada ne işimiz var?” dediğimiz anda cevap tektir. Dünyada var olma sebebimizi bilmek ve bu sebebi aklımızdan çıkarmamak için varız. Cevap soruda gizli.

Üstad Sezai Karakoç’un dediği  gibi; “İnsan, yaratılışını düşünen tek yaratık. Yaratılışının nedenini ve niçinini araştıran,  yaratılışının hikmetine ve sırrına ermeye çalışan yaratık.” Bu yüzden  insan dünyada var olma nedenini sorguladığı sürece kimlik kazanacaktır. Bu sorgulamalarla hakikate giden yolda adım atacak, her adımda özüne biraz daha yaklaşacaktır. Yaklaştıkça kendi hakikatinin farkına varmış olmanın huzurunu yaşayacaktır. İşte bilmenin sırrı burada saklı. İlk sorduğum soruda “İnsan kaç  kitap okursa her şeyi bilmiş olur?” demiştim. Buraya kadar söylediklerimi ifade edebildiysem “Okuma-yazma bilmeyen nice insan, ciltlerce kitap okumuş nice insandan kat kat daha bilgilidir” dediğimde beni yadırgamazsınız. Çünkü “Nefsini bilen Rabbini bilir.” Rabbini bilen kişi ise en üst  rütbeye ulaşmıştır. Ve ondan mutlusu da yoktur. Bu söylediğimi İmam Gazali’nin “Kimya-yı Saadet” kitabina dayandırarak söylüyorum.

İmam Gazali mutluluğun Allah’ı bilmekte olduğunu şu cümlelerle ifade etmiş; “Bilgi ne kadar çok ve önemli şeyler olursa, lezzeti de o kadar fazla olur. Meselâ, vezirin sırlarını bilen çok sevinir. Padişahın sırlarını bilen, onun memleket idaresindeki inceliklerini öğrenenden daha çok sevinir. Ve yine geometri ve astronomi ilimlerini bilen kimse, satrancı bilenden daha çok sevinir. Satrancı az çok bilen bir kimse, ancak satranç taşlarını yerli yerine koymasını bilen kimseden  daha çok sevinir. Bu minval üzere bilgi ve bilginin ilgili olduğu ilim, ne kadar önemli olursa onun lezzeti de o nispette fazla olur. Hiçbir varlık, her şeyin şeref ve kıymet kaynağı olan, bütün alemlerin hükümdarı olan, dünyanın acayip işleri onun eseri olan yaratıcı Allah Teala’dan daha büyük ve şerefli olamaz. Bu itibarla Allah Teala’yı bilmekten daha üstün ve daha zevkli bir marifet olamaz.”   Allah’ı bilmenin mutluluğuna eren kişi dünyanın en bilgili, en mutlu, en güzel insanı olur. Yani sır kitapta, gezmekte ve bedeni süslemekte değil.

Sözlerimi Üstad Sezai Karakoç’un şu  cümleleriyle bitirmek istiyorum;  “İnkârcı, bu dünyanın da anlamından habersizdir, öteki dünyanın da.
Sevgiden de yoksundur, acımadan da, merhametten de.
Umuttan da mahrumdur, muştudan da, hakikat aşkından da.
Geçmişten bıkkındır, gelecekten de bezgin, şimdiki zamandan da yorgun.
Güvensizdir, korkuludur, korkunçtur.”
Öyleyse haykırmaktan korkmayalım 


“NE MUTLU MÜSLÜMANIM DİYENE!”


Emine Çiçekli 
iletişim: emine.cicekli.95@gmail.com

About Salih

Check Also

Deli-Kanlı Olmak!

Bize hep derler ya ,sen DELİKANLISIN diye. İşte bugün nasıl daha da deli bir kan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir