Pazartesi , Ekim 25 2021
Breaking News
Home / Makale/ Deneme / Diriliş Neslinin Amentüsü Hakkında -I

Diriliş Neslinin Amentüsü Hakkında -I

KENDİMİN BİR DİRİLİŞ ERİ OLDUĞUMA İNANIYORUM.

Diriliş Neslinin Amentüsü bu cümle ile başlıyor. İnce, fakat bir o kadar manası derin ve muhtevası geniş bir eser. Geleceğe inanan, geleceğe umutla bakan her gencin el kitabı olması gereken bir eser. Bir yemin de diyebilirim buna. Dirilişe inanan, ruhunu bu inancın nuruyla süsleyen herkes diriliş eridir. Ve bu eser de; diriliş erinin en başta kendi için; yaratıcısına, insanlığa, kainata ve yine kendine ettiği yemindir. Okur-yazarların gölgede kaldığı, okumaz-yazarların tuğla kalınlığında kitaplarının yok satıldığı bu zamanda, ruhundan akıttığı nuru kalemine mürekkep yapan bu kıymetli mütefekkirimizden haberdar olanların sayısı ne yazık ki az. Okuyanlar ise anlamamaktan dertli. Gençlik, avazı çıktığı kadar Hakk’ı haykıran, umudunu hususen gençlere bağlamış bu dava erini anlamakta güçlük çekiyor. Hatip muhatabını bulmakta zorlanıyor. Halbuki, 68 sayfayı bulan bu kıymetli eseri bir kereliğine mahsus anlamadan okusa, yazarın ruhundan kendi ruhuna neler aktığını hissedecek. Eserin konusu, ruhun varlık amacına dönmesi gerektiğinden başka bir şey değil çünkü. Bu yüzden aklı henüz anlamamış olsa da, ruhu aradığı manayı bulacaktır.

Elimizden geldiği kadar kitabın inceliklerini işlemeye çalışacağız. Ancak genel olarak söylemek gerekirse Diriliş Neslinin Amentüsü, diriliş erinin öncelikle inançla donanması gerektiğinden, içinde bulunduğu savaşın nasıl bir savaş olduğundan ve bu savaştan nasıl galip çıkacağından söz eder. Yalnızca bununla da yetinmez Diriliş Erinin içinde bulunduğu bu savaşta kimleri yoldaş edinmesi gerektiğinden söz ederken, kimlerin de düşman olduğundan açıkça bahseder. Üslubunda en çok hoşuma giden özelliği söze başladığı cümlede kendisini müstağni tutmamasıdır. Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum derken, bu yolun önderlerinin arkasında ben de adım atmaktayım, bu yolda komutanlığı değil erliğimi ilan ediyorum. Sen de gel bana katıl, Diriliş yolunda yoldaş olalım demek istiyor. Üsten bakarak, emirler vererek değil; en başta kendisi için yeminler ederek davete başlıyor. Kitaba her başladığımda bu ilk cümlenin cazibesine kapılırım. Bir insanin kim olduğunu kullandığı kelimelerin inceliğinden bile anlayabiliriz. Bu söze başlayış o kadar mütevazı, o kadar samimi ki, daha ilk cümlede hitap eden kişinin babacanlığını ve fedakarlığını hissedebilirsiniz. Karşınızda diriliş davası(ileride ne olduğunu işleyeceğiz) için elinden geleni yapmaya hazır bir Sezai Karakoç göreceksiniz. Bu yüzden Sezai Karakoç’u yakından tanıyanlar; Ondan şöyle söz ederler; “Kendisini ziyarete gelenleri asla ikramsız bırakmaz. Mutlaka sofra kurar, eğer karnı toksa çay ikram eder, çayın yanında da mutlaka bir ikramı olur.” Eğer bu vasıfları kitabı okuduktan sonra duyacak olsanız senelerdir tanıdığınız birisinden söz ediliyormuş gibi hissedersiniz. Ben öyle hissettim. “Hangi Yunus, bizim Yunus mu?” meselesi gibi, bu anlatılan bizim Diriliş Eri Sezai Karakoç’tan başkası olamaz dedim.

Tavsiyem şu ki, kitabın ilk cümlesini kendimizi vererek okuyalım ve üzerinde düşünelim. Zamanla her satırındaki manayı ayrı ayrı işleyeceğiz. Böylelikle “Dünyada ne kadar kötülük var.” diye şikayet etmeyi bırakacağız. Onun yerine “İyilerden olup, iyilerin mevcudiyetini artırayım.” diyeceğiz. Böylelikle geleceğimize umutla bakıp, şeytanın bizi tembelliğe ve ye’se sürüklemesine izin vermeyeceğiz.
(Arkası Yarın)

Emine Çiçekli
emine.cicekli.95@gmail.com

About Salih

Check Also

Deli-Kanlı Olmak!

Bize hep derler ya ,sen DELİKANLISIN diye. İşte bugün nasıl daha da deli bir kan …

2 comments

  1. Dirilişe inananlar adına ✋ davasına sahip çıkan her genç bir diriliştir bir osmandır. Allah razı olsun devam edin bilincli nesilleri görmek her müslümanı mutlu ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir