Pazartesi , Ekim 25 2021
Breaking News
Home / Makale/ Deneme / Mozaik Kek

Mozaik Kek

Bir şey anlatmak için değil, bir şeyleri atlatmak için yazıyorum bu defa. Saat gece yarısını buldu. Uyumamışsındır ya da belki de yorgunluktan bayılmışsındır. İnan hiç umrumda değil. Umrunda olmayan birine ne diye yazı yazıyorsun diyebilirsin. İnsan umrunda olan birine bir şey anlatma çabası ile yazı yazar. Benim bundan önce defalarca kez yazdığım, binlerce satır içeren yazılar gibi… Ama diyorum ya, bu defa anlatmak için değil atlatmak için yazıyorum. Mavi koltuğumdayım, kahve içmiyorum. Gece yarısının sessizliğini anlatan ne kadar çok yazı yazıldı değil mi? Ama ben öyle düşünmüyorum. Geceler gündüzlerden daha gürültülü. Daha sesli. Nasıl olduğunu var sen anla…

Senin, olduğundan farklı görünmeye çalıştığını görünce üzüldüm. İnsanlar hastaları ziyarete giderken, kayısılı meyve suyu alırlar. Cenazelere giderken, küp şeker ya da çay götürürler. Sana gelirken ne getireceğimi bilemedim. Olduğun gibi görünseydin de giderin vardı halbuki. Demek ki olduğun gibi seveni değil, olmasını düşlediğin kişinin sevmesini arzu ettin. İnan düşlerindekiler de zannettiğin gibi değil. Uçuk hayaller peşindesin, halbuki dünyada yerçekimi keşfedileli yıllar oldu. Yere basman gerektiği sadece fizikzel bir olgu değil. İçinde gerçeklik payı olmayan hayallerin yıkıcı sonuçları olduğunu savunan psikoloji kitapları var. Bunu matematiksel bir veri ile açıklamıyorlar üstelik. Hem her şey matematiksel olarak açıklanabilseydi, gecenin gürültüsünü hangi formülle anlatacaklardı? Neyse; kafa yorma bunlara. Zaten kendini sahip olduğun sınırların ötesinde ispatlamanın derdindesin. Senin bu hallerin beni geceler boyu uyutmazdı eskiden. Seni kaybetme korkusundan mı, yoksa başına bir şey gelir telaşından mı bilmiyorum. Adım atsan, irkilirdim. Çünkü yanlış yere gidiyordu ayakların. Şimdi yanlışa yürümekte ısrarcı olduğunu anladım. Biliyorsun ki, adım atmaya azmeden kişi adımlarının güçüyle arkasındakini peşinden sürükler. Seninle aynı yöne adım atmak istemediğim için peşini bırakıyorum artık. Yanlışları yaşayarak öğrenme taraftarıysan, caydırmak için kullandığım kelimeler harf çöplüğünden başka bir şey olmaz.

Normalin içinde kaybolmayı diliyorum. Normal olduğumda da deliliğin normallik sayılmayacağını umarak. Eğer delilik normallik sayılırsa, normal olarak deliliğin içinde yine aynı sorunların ters yüz halini göreceğimi şimdiden tahmin edebiliyorum. Kafamın hızlı çalıştığını her yerde söylemiyorum. Kafasının hızlı çalıştığının farkında olmayanlar kendilerini sorgulamaya başlıyorlar çünkü. Hiç kafası olmayanları saymıyorum bile… Onlar kafası hızlı çalışanları ukalalıkla suçluyor. Sabah namazı vaktinde düşündün mü hiç?Ne güzel oluyor o saatlerde okumak. O saatlerde nefes almak, ama yaşayarak. O saatlerde herkes yüzde yüz kendisi olur. Yüzde yüz kendinde olur. İşte tam o saatlerde fark ettim umrumda olmadığını. Halbuki gece ağlayarak uyumuştum. Bu üzüntünün üstesinden gelebilir miyim demiştim. Mavi koltukta… O gece de kahve içmeden uyumuştum.

Kafası hızlı çalışan insanlar, delilik moda olmadan normalleşirse, hayatın daha da kolay olacağını düşünüyorum. Beni anlayamazsın. İçinde nefes almanı engelleyen o sıkıntıyı hissetmeden, kalabalık ortamda gündelik muhabbetin sıkıcılığından köşe bucak kaçmadan anlayamazsın. Zaman herkesi değiştirir. İnan ben de geçen seneki halimle aynı değilim. Ölüler bile aynı kalamazlar… Ama değişim insanın dışında olur, öz aslından kopamaz. Yedisinde neyse yetmişinde de aynıdır sözü bunu ifade eder. Beni yargılamadan önce anlamaya çalışsaydın, yaşadığım sorunların elimde olmayan nedenlerden kaynaklandığını da anlardın. Ama sen değişimi yanlış anlamış olacaksın ki, başta beni destekleyen, sahiplenen, yol gösteren sen, yargılayan diklenen kişiye dönüştün. Değiştin. Üstelik bu değişimi yukarı yönde değil parelel ve olumsuz yönde gerçekleştirdin.

Diyeceğim o ki, orta şekerli kahve içeceğim. Sade içemiyorum… Mozaik keki hâlâ seviyorum. Ama artık beyaz hamur sen değilsin.

Emine Çiçekli
emine.cicekli.95@gmail.com

About Salih

Check Also

İlk Emir

Karşımızda üstü başı yırtılmış, harabede yaşayan, soğuk havada donmak üzere olan biri olsa ve “Sen …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir