Perşembe , Mayıs 26 2022
Breaking News
Home / Gündem / Putin Kimdir – Rusya Nereye Koşuyor ? – 1

Putin Kimdir – Rusya Nereye Koşuyor ? – 1

Türk Her Yerde Başkanı Mustafa Tanyeri’nin bir solukta okuyup geçmişten günümüze bildiklerinize sizde şaşıracaksınız. Hadi başlayalım…

Hiç bir yerde bulamayacağınız bilgiler vereceğim akışımız başlıyor. Kendinize rahat bir koltuk bulun; çayınızı kahvenizi alıp, sonuna kadar okuyun. Putin bir cani mi, yoksa dünyayı kurtaracak bir kahraman mı? 70 yaşındaki, dünyanın bugün en öne çıkmış lideri hakkında neden çok az bilgiye sahibiz? Hakkında anlatılan birçok hikaye neden uydurma ve gerçek dışı? Yaşayan en önemli siyasi şahsiyetlerden biri olan Putin’e dönük algıyı kimler yönetiyor? SSCB dağı(tı)ldıktan sonra, Rusya’nın geleceği nasıl planlandı?

Rusya, Ukrayna’ya neden saldırdı?
Uzun zamandır yazmak istediğim bu bilgiseli, yoğunluktan bir türlü yazamamıştım. Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın birinci ayını doldurduğu günlerde nihayet yazıyorum. Yukarıda verdiğim sorular, aslında bir kitap hacminde açıklamalara muhtaç hususlar ve bu konuyla ilgili (zamanım olursa) gerçekten de bir kitap yazmayı planlıyorum. 2009-2015 tarihleri arasında Ukrayna’da yaşamış ve iş yapmış ve bir tarafı Kırım’a dayanan, bölge ile akrabalık ve arkadaşlık bağları olan biri olarak, bu bölgeye ilişkin derin bilgiler ve geniş tecrübeler edindim. Ukrayna merkez olmakla birlikte, defalarca Rusya’da, Belarus’ta ve Azerbaycan’da bulundum. Ukrayna’nın gitmediğim sadece birkaç şehri kalmıştır. Onların dışında, bugün Rusya’nın savaş yürüttüğü tüm şehirleri oldukça detaylı şekilde biliyorum. Donetsk ve Lugansk bölgesinde günlerim geçti; o bölgenin insanlarıyla sosyalleşme fırsatım oldu. Kherson’da bir şube açtık ve orada yerel elemanlar çalıştırdık. Hmelnitsky’de depo kiraladık; Kırım Yalta’da Sberbank’ın bir projesinde çalıştık. Ayrıca, müzikle yoğun uğraşları olan biri olarak, Ukrayna Milli Opera binasında, Kiev Senfoni Orkestrası ile birlikte konser düzenledim ve hem besteci hem de solist olarak çoğu diplomat ve devlet görevlisi 1.400 davetliye 2 saat boyunca, iki ülke tarihindeki tek ortak senfoni ve Türk Müziği konserini verdim. Ukrayna ve Rusya‘ya hiç gitmediği halde, sosyal medyada bana buraları öğretmeye kalkanlara kızmakta haklı mıyım, kararı size bırakıyorum.

KISA TARİH: Putin, savaşı başlatırken “Ukrayna diye bir halk yok, hepimiz Rusuz ve tarihte hiç Ukrayna diye bir ülke de olmadı zaten” dedi. Bu gerçek dışı bilgiye inananlar da oldu elbette. Oysa şunu sormak gerekiyordu: Rusya’nın bu topraklardaki tarihi kaç yıllık, Putin Bey? Türkler Anadolu’ya 11. yy’da geldi; Rus dediğimiz milletin, şimdiki topraklarda bir güç olarak ortaya çıkması ise 16. yy’da, Korkunç İvan olarak bilinen Moskova Knezi Ivan Vasilyevich ile olmuştur. 1647-1684 yılları arasında kendini “Çar” olarak tanımlayan ilk Moskova Beyi olarak agresif bir şekilde güneye doğru genişlemiş; Altınorda Devletinin yıkılmasından sonra parçalanmış Türk boylarından Kazan Hanlığını büyük bir katliam ile ele geçirmiştir.
Tarihte, Rusya ve Ukrayna topraklarında “bilinen” en eski devletin Saka ve İskitler olduğu düşünülmektedir. M.Ö. 10. yy’da yaşamış Heredot, bu bölgeye yaptığı seyahette Sarmatia ve Sychitia topluluklarından bahseder. Haritalar, Romanya’dan şimdiki Rusya’nın Omsk şehrine kadar (Moskova’yı da içine alır şekilde) büyük bir devletin varlığını göstermektedir.

PUTİN KİMDİR, NASIL BAŞKAN OLDU:
Vladimir Vladimirovich Putin’in hayat hikayesi oldukça karışıktır. Bizzat kendisi birbirinden farklı hikayeler anlatmaktadır. Annesinin 2. Dünya Savaşı sırasında ölülerin konulduğu bir alanda, Putin’in babası Vladimir Putin annesini ayakkabılarından tanımış ve ölmemiş olduğu anlaşılınca da tedavi altına alınmış ve hayata dönmüş olduğu bir uydurma hikayedir. Çünkü, Ocak 2000 yılında biyografisini yazmak üzere, “Putin’i Yaratan Adam” olarak bilinen Yahudi media patronu Boris Berezovsky tarafından görevlendirilen gazeteci Natalia Gevorkyan’a başka bir hikaye anlatmıştır. Buna göre, babası aslında NKVD (KGB’den önceki Sovyet Gizli Servisİ – Narodniy Komissariyat Vnutrennnih Del) üyesi bir Operasyon elemanıdır ve Leningrad savunması sırasında Alman hattının gerisine indirilen sabotaj ekibinde yer almış; Almanların fark etmesiyle, yaklaşık 50 kişilik ekipten kurtulan 4-5 kişiden biri olmuştur. Almanlar onları ararken bir bataklığa saklanmış; buradaki kamışlarla nefes alarak, Alman askerlerinin arama faaliyetleri geçinceye kadar orada
kalmış, sonra da Leningrad’a yani şimdiki adıyla St. Petersburg’a geri dönmüştür. Ne kadar kahraman bir baba, değil mi? Eee Putin gibi bir lidere de bahçıvan bir baba yakışmaz herhalde. Sonraki süreçte, Alman bombardımanında yaralanmış ve Putin’in annesi Maria Putinova kocasının nerede olduğunu günlerce aradıktan sonra, onu bir hastanede ağır yaralı olarak bulmuş ve tedavisinden sonra eve getirmiştir. Bakın, hikaye değişti şimdi. Bu sefer, baba anneyi değil, anne babayı buldu. Fakat aldığı yaralarla iki bacağı da yamru yumru şekilde bozulmuş olan baba Vladimir, ömrünün sonuna kadar bu şekilde ve bitmek bilmeyen acılar içinde yaşamıştır. Annesinin de biraz yaşı ilerlemiş olmasına rağmen 1952’de bu anne babadan “mucize çocuk” Vladimir Putin doğmuştur. Fakat burada başka bir hikaye daha devreye girmekte ve Gürcistan’da yaşayan Vera Putina isimli bir kadın, 2000 yılı Mart ayında, Putin Rusya Federasyonu Başkanı seçildiği akşam ortaya çıkarak, onun kendi oğlu olduğunu iddia etmiş; 9 yaşında St. Petersburg’da bir aileye evlatlık verdiğini söylemiştir. Yine iddialara göre, bu konuyu araştıran gazeteciler, birer birer ortadan kaldırılmış ve konunun üzeri örtülmüştür. Bu konu özel bir araştırma gerektirdiğinden, şimdilik bu kadar bilgi ile yetinelim.


Tekrar, Putin’in Natalia Gevorkyan’a anlattığı biyografisine dönersek, Putin ailesinin St. Petersburg’da bir Sovyet tarzı sitede yaşadığı, zengin sayılmasalar da, küçük evlerinde o dönem çok az evde bulunan televizyon ve telefona sahip olmaları ilginç bir bilgidir. Üstüne bir de “daça” denilen, Leningrad dışındaki kırsalda bir sayfiye evlerinin olduğunu da düşününce, acaba bu aile, böylesi bir ayrıcalığa nasıl ve niçin sahip olmuştur sorusu aklımıza geliyor. Cevabı da, babanın eski bir NKVD (KGB) üyesi olması olabilir mi acaba? Bu arada, baba Vladimir bir tren vagonu üreten fabrikada çalışmaya başlamış; anne Maria da, temizlik, çamaşırhane ve devlet deposunda mal yükleme boşaltma gibi işlerde çalışmıştır. İlk 8 yıllık öğrenimi sırasında Putin’in, bir yandan da spor faaliyetlerine de başladığını ve Sambo denilen yakın dövüş dersleri aldığını görüyoruz. Okul ve arkadaş çevresinde oldukça kavgacı biri olduğunu anlatan Putin, çocukken adeta bir haydut olduğunu bizzat Gevorkyan’a ifade etmiştir. Hatta bir okul arkadaşının anlattığına göre; bir akşam üstü, orta 3 öğrencisi iki arkadaş, okuldan eve tramvay ile dönerken, bekledikleri durakta duran tramvaydan inen 2 yetişkin sarhoş, onların tramvaya binmesine mani olunca, Putin bu iki kişiye dalmış ve ikisini de yere sermiş. Yine atarlı bir ergen tiplemesi, değil mi? Korkusuz, özgüveni yüksek…
Bu anlatımı unutmayın; ilerleyen yıllarda Putin’in St. Petersburg Belediye Başkan Yardımcılığı döneminde, Rus mafyasının önde gelen isimleriyle birlikte takıldığını anlatınca, bu karakter yerine oturacak.
Lise 1’de okurken, herkes “kozmonot olacağım, doktor olacağım” hayalleri kurarken, Putin ise arkadaşlarına KGB ajanı olmak istediğini söylemiş; gerçekten de bir gün, St. Petersburg’daki KGB binasına giderek, girişteki güvenlik memuruna “Ben KGB’ye girmek istiyorum. Başvuru yapabilir miyim” diye müracaatta bulunmuştur.

Görevli ona “yaşın küçük, buraya girmek için üniversite bitirmen gerekir” deyince “peki hangi üniversiteye gitmem lazım” sorusunu yöneltmiş. Görevli “en iyisi Hukuk Fakültesi olur, oraya girersen, KGB’ye daha kolayca kabul edilirsin” demiş. Nihayetinde 1969 yılında liseyi bitirip, Leningrad Hukuık Fakültesi’ne başvurmuş. Liseyi çok harika derecelerle bitirmemiş olsa da başvuran 40 kişiden sadece birinin kabul edildiği, Sovyetlerin en prestijli ilk 3 üniversitesi arasında yer alan Leningrad Üniversitesi Hukuk Fakültesinin yazılı ve sözlü imtihanlarını kazanmış. (Galiba birisi özel olarak bir kariyer için seçiliyor gibi duruyor.) Tabii bu hikayede karanlık kalan noktaları aydınlatmak için yeterli kaynağımız yok. Ama, şu ana kadar Putin için her şey harika gitti. Haa, bu arada, üniversiteye başladığında, genç Putin’in
küçük de bir otomobile sahip olduğunu ekleyelim. O dönem çok az kimsenin sahip olduğu bu ayrıcalığa nasıl eriştiğini de yine kendisi açıklıyor: “Piyangoda aileme araba çıktı. Onlar da ben üniversiteyi kazanınca, arabayı bana verdiler” Nasıl? Mucize çocuğun talihi başından beri yaver gidiyor, değil mi?
Daha durun, devamı da var. Hukuk Fakültesinin son senesinde bir gün bir KGB ajanı Putin ile görüşmek için okula geliyor ve okuldan beraber çıkıp bir sohbet yapıyorlar. Bu ajan, kendisine “seninle, gelecek kariyer planın hakkında konuşmak istiyorum” diyor. İçeriğini bilmediğimiz bu görüşmeler 4-5 kez devam ediyor. Daha diplomayı bile almadan KGB’ye kabul edildiğini öğrendiği gün yakın arkadaşı Viktor Borisenko’ya gelip “gel, yemeğe gideceğiz; sebebini orada anlatırım” diyerek bir Kafkas restoranında ona yemek
ısmarlıyor. 1973’ten 1983’e kadar Leningrad KGB ofisinde çalışırken istihbarata karşı koyma görevi yaptığını, ama daha fazla detayını bilmiyoruz. 1983’te 31 yaşındayken 3 yıllık kız arkadaşı Lyudmila ile evleniyorlar. Bir yıl sonra, karısı ilk kızları Maria’yı doğurduğunda, Moskova’daki casusluk kursuna gönderilen Putin artık bir KGB binbaşısıdır. Moskova’daki eğitimin ardından, çok iyi derecede Almanca bildiğinden, Almanya’ya göreve gönderilmesi gündeme geliyor ve kendisine tercihi sorulunca “Batı Almanya” Rus büyükelçiliği emrindeki göreve gitmek istediğini belirtiyor. Fakat tayini Doğu Almanya’ya çıkıyor. Üstelik Berlin’e de değil; Dresden’e. Artık 1 yaşına gelmiş kızları Maria ve yine hamile kalmış eş Lyudmila ile birlikte Dresden’e gidiyorlar ve Berlin Duvarı yıkılıp, Glasnost/Perestroyka sürecine kadar
orada görev yapıyor. Oradaki görevi de, “yasadışı istihbarat toplama” şeklinde tanımlanıyor. Dresden’de artık Doğu Almanya halkının isyan ettiği, komünist yöneticiler ve Ruslara karşı eylemlere başladığı dönemde, kahramanımız bir kez daha sahneye çıkıyor ve KGB ofisini basmaya gelenleri tek başına, içerde makineli tüfeklerle bekleyen personelin ateş açmaya hazır olduğu blöfü ile engelliyor. Bundan sonra da, karısı ile birlikte günlerce, Dresden ofisindeki gizli evrakları yakarak imha etmeyi başarıyorlar. Bunu, doğrulayan diğer KGB elemanlarından bazıları; evraklar arasında, Batı Almanya’da faaliyet gösteren aşırı solcu terör örgütü Baader Mainhoff çetesiyle ilişkileri gösteren evrakların da olduğunu belirtilmişlerdir. Muhtemelen, bu ilişkileri sağlayan en önemli görevli de Putin’den başkası değildi.

Bu olaylar sürecinde Sovyetler Birliğinin düştüğü zaaf, Putin’de büyük bir hayal kırıklığı ve öfke oluşturuyor ve bu durumu asla kabullenemiyor. Gelecekte, kendisi gibi düşünen bazı Rus devlet adamlarıyla birlikte, Sovyetler Birliğinin yeniden dirilişine dönük çalışma ülküsüne daha o günlerde sahip oluyor. St. Petersburg’a dönünce yaptığı ilk iş, Yarbay rütbesine geldiği KGB’den istifa etmek oluyor. Çünkü bu noktadan sonra, artık Putin’in siyasi hayatı başlıyor. Kiminle birlikte mi? Leningrad Hukuk Fakültesinden hocası Anatoly Sobchak ile Sobchak ismi, Glasnost/Perestroyka (Açıklık ve Yeniden Yapılanma) sonrasında “dağılan” veya dağılıp yeniden başka biçimde yapılandırılmak istenen Sovyetler Birliği’nin, 1990-2000 yılları arasındaki döneminde sıkça duyulmuş; sadece Putin’in değil, Dmitri Medvedev’in (David Mendel) de hocası olan bu kişinin, 20 Şubat 2000 tarihinde (yani Putin başkan seçilmeden 1 ay önce) Rus usulü bir yöntemle, Kaliningrad’da öldürülmesine kadar adı gündemde kalmıştır. Tabii resmi ölüm raporu, kalp krizi olarak kayıtlara geçmiştir. Putin’in asıl karanlık dönemi, 1991’de St. Petersburg Belediye Başkanı seçilen hocası Anatoly Sobchak’ın yardımcısı olarak göreve başladığı dönemden itibaren başlamıştır. Büyük bütçeli St. Petersburg şehrinde elde ettiği konum, aynı zamanda, yolsuzluğun nasıl yapılacağını öğrendiği bir süreci de başlatmıştır. Üstü örtülen yolsuzluklarından en çok hatırlananı da, 93 milyon dolarlık bir uluslararası tedarik işidir. Para ödenmiş, ancak mallar gelmemiştir.

1996 seçimlerinde ise, Sobchak’ın Putin ile birlikte diğer yardımcısı olan Vladimir Yakovlev kazan kaldırmış ve rakip olarak seçime girerek, az farkla da olsa seçimi kazanmıştır. Bu yenilgi üzerine Moskova’ya gidip şansını orada aramak isteyen hocasının peşine, yine yardımcısı Putin ve daha genç arkadaşı Medvedev de takılmıştır.
Hikaye buradan sonra çok daha ilginçleşmekte olup, devamını da inşallah bir gün sonra anlatacağız. Bölüm 2 Çok Yakında….

Türk Her Yerde Platformu Başkanı
Mustafa Tanyeri

Twitter: @TanyeriMustafa

About Salih

Check Also

Ramazan Bayramı

Son iki ay içerisinde yaşadığımız sıkıntılı geçtiğimiz şu günlerde Rabbim ülkemize devletimize milletimize yardımcı olsun. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.